Eğer derseniz ki, niçin yazıyorsun, niçin anlatıyorsun, işte onun bir cevabı var mı hiç bilmem… Yani niçin anlatır ki bir anlatıcı? Anlatmak ne demek, `alın işte bağırsaklarım, acılarım, hüzünlerim, sevinçlerim!` demek. Niçin yapar ki bir insan bunu?
Başka çaresi yoktur da ondan… Başka türlü yaşayamaz da ondan… Bu iş fiyaka için yapılmaz, bunu fiyaka için kullananlar yalancılardır, çünkü ona müsait bir iştir, ama bütün olup olacağın iyi bir fotoğraftır, tıpkı Gürdal’ım gibi, Kemal Abi’m gibi, tıpkı diğer güzel insanlar gibi…
Eğer bir gün fotoğraf olduğunuzda, altında şu yazarsa bize yeter, altında yani sizin zihninizde: `Bize hiç bir zaman, hiç bir şey için yalan söylemedi`.”
Yılmaz ERDOĞAN
Bu samimi itiraf, yazmanın ve anlatmanın en temel dürtüsünü, “çıplak kalma” cesaretini ve bundan başka çaresi olmamasını ne kadar güzel özetliyor! Yazarın iç dünyasına bu kadar açık bir davet, okuyucuyu…