La lay, la lay, lay, lay, lay
La, lay, la, lay, la, lay, lay, la, lay, la, lay
Seni ne çok sevmiştim gençliğimin ortasında
Paslı bıçak gibi saplı kaldın kaburgamda
Senin de hayatın kolpa olmuş yalan hayatta
Seni bir daha sevenin koyayım amına
Belki ellerim üşür, yüreğim ıssız kalır
Bu virane gönlüm sensizliğe de alışır
Anılar güzel olur, her zaman akılda kalır
Senin gibi kaşarlar içerken hatırlanır
Oturmuşum ben yine buz gibi meyhanede
Yaslanmışım duvara kadehim de elimde
Ah çektim, gözlerin geldi gözümün önüne
Yaşlar damladı inan bu aşk bittiğinde
Hep buralarda geçerdi Azat abimle gecem
Seni anlatırdım rakı, balık, mezemle
Dur, kızma hemen yine, onlardır benim çarem
Şu meyhanede zaman geçmez yoksa bir tanem
Ne cigaram ne biram aklımdan almıyor seni
Kafam kıyakken de sayıklıyorum ismini
“Seni seviyorum” diyeceğine çek şu tetiği
Hatıra olarak götüreyim mermiyi
Şhhh
Tersoyum üşüyorum ben Beşiktaş köşesinde
Tesellim var ama ısınamam kefenle
Bu blog yazısı, yoğun bir öfke ve hayal kırıklığı barındırıyor. “Seni ne çok sevmiştim…” diye başlayan bir aşkın, nasıl büyük bir acıya ve nefrete dönüştüğünü çok sert bir dille ifade…
Bu blog yazısı, yoğun bir öfke ve hayal kırıklığı içeriyor. “Seni ne çok sevmiştim…” diye başlayan satırlar, derin bir aşkın acı bir şekilde sona erdiğini gösteriyor. “Paslı bıçak gibi saplı…